Arakan Haber Ajansı
Şiddet ve zulümden kurtularak güvenli bir yaşam arayan binlerce Rohingya, başka seçenek bırakmayan ağır koşullar nedeniyle canlarını tehlikeye atarak eski ve bakımsız teknelerle denize açılmaya devam ediyor.
Yaşadıkları trajik gerçeklikten kaçabilmek için son çare olarak görülen bu tehlikeli yolculuklar, çoğu zaman denizin karanlığı ve uçsuz bucaksızlığı içinde felaketle sonuçlanıyor. Devam eden insani krize kalıcı bir çözüm bulunamaması nedeniyle mülteciler boğulma ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
İnsan kaçakçılarının şantajı
Rohingyalar, savunmasız durumlarını istismar eden insan kaçakçılarının şantaj ve tehditlerine sık sık maruz kalıyor. Kaçakçılar, mültecilerden ilave para talep ediyor; ödeme yapamayanları ise yiyecek ve sudan mahrum bırakıldıkları, fiziksel ve psikolojik şiddete uğradıkları insanlık dışı koşullarda alıkoyuyor.
Hayatta kalanların ifadelerine göre Myanmar’ın batısındaki Arakan eyaletinden hareket eden kaçış yolculuklarını düzenleyen bazı kaçakçılar, Budist Arakan milislerine —Arakan Ordusuna— veya bu yapıyla bağlantılı gruplara mensup. Eyaletin büyük bölümündeki kontrollerini kullanan bu grupların insan kaçakçılığı faaliyetleri düzenlediği belirtiliyor.
Bangladeş’in Teknaf bölgesinde de farklı kaçakçılık ağları faaliyet gösteriyor. Kaçakçılar, Cox’s Bazar’daki Rohingya mültecilerinin içinde bulunduğu ağır koşulları ve çaresizliği istismar ederek para karşılığında onları yasa dışı yollarla başka ülkelere götürüyor.
Bangladeş güvenlik güçleri son dönemde bazı Rohingyaları kaçakçıların eline düşmeden kurtarmayı başarsa da bu tehlikeli faaliyetler devam ediyor.
Ölüm yolculukları
Geçtiğimiz yıl, kapasitelerinin çok üzerinde Rohingya taşıyan eski teknelerin batması sonucu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ve yüzlerce kişinin kaybolduğu çeşitli vakalar kayıtlara geçti.
Bu olaylardan birinde, geçen yılın kasım ayında Tayland’a gitmek üzere Bengal Körfezi’ne açılan 73 Rohingya mülteci boğularak hayatını kaybetti. Her birinde 70 ila 80 göçmenin bulunduğu üç tekneden biri battı, ikincisine Tayland makamları tarafından el konuldu, üçüncü tekne ise Malezya’ya ulaşmayı başardı.
Bundan yalnızca birkaç ay sonra Myanmar’dan Bangladeş’e gitmek üzere yola çıkan ve 60 ila 70 Rohingya taşıyan başka bir tekne, geçtiğimiz mart ayında Teknaf açıklarında battı. Teknede bulunanlardan yalnızca 25’i kurtulurken onlarca kişi kayboldu. Kurtarma çalışmaları sırasında bir Bangladeş sınır muhafızı da hayatını kaybetti.
En büyük trajedi ise geçtiğimiz mayıs ayında yaşandı. Myanmar açıklarında iki teknenin battığı iki ayrı faciada yaklaşık 427 Rohingya yaşamını yitirdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), bu iki olayı “en ölümcül” vakalar olarak nitelendirdi.
Geçen yılın kasım ayında yaklaşık 70 göçmeni taşıyan başka bir tekne de Malezya ile Tayland arasındaki deniz sınırı yakınlarında battı. Arama çalışmaları sonucunda Malezya’da 29, Tayland’da ise 7 olmak üzere toplam 36 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. On dört kişi kurtarılırken onlarca göçmen kayboldu.
Soruşturmalar, batan teknenin Myanmar’dan hareket eden ve toplamda yaklaşık 300 göçmeni taşıyan üç tekneden biri olduğunu ortaya koydu. Diğer iki teknenin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.
Belirsiz bir gelecek
Bazı tekneler nadiren de olsa kıyıya güvenli biçimde ulaşmayı başarsa bile Rohingyaları gözaltı veya yasal korumadan yoksun bir yaşam bekliyor.
Geçtiğimiz ocak ayında Malezya makamlarının karaya çıkmalarına izin vermeyerek ülke sınırlarının dışına ittiği 264 Rohingya mülteci Endonezya’ya ulaştı.
Endonezya makamları mültecileri, daha önce ülkeye ulaşan Rohingyaların barındırıldığı Açe bölgesindeki geçici bir merkeze nakletme kararı aldı. Ancak mülteciler burada da yeniden gözetim altında tutuldu.
Sri Lanka’daki durum da farklı olmadı. Ülke makamları, Aralık 2024’te tekneyle Sri Lanka’ya ulaşan 115 Rohingya mülteciyi bir askerî üste alıkoydu.
Bu durum üzerine BMMYK, geçen yılın ağustos ayında Sri Lanka Dışişleri Bakanlığıyla iletişime geçerek Rohingyaların serbest bırakılabilmesi için mülteci kayıt işlemlerinin ilerletilmesi çağrısında bulundu.
Resmî veriler
BMMYK ile Uluslararası Göç Örgütünün (IOM) ortak açıklamasına göre Ocak-Kasım 2025 döneminde 5 bin 300’den fazla Rohingya, Myanmar ve Bangladeş’ten ayrılmak amacıyla teknelere bindi.
Bu kişilerin 600’den fazlasının hayatını kaybettiği veya kaybolduğu bildirildi. Veriler, yolculuğa çıkan göçmenlerin üçte ikisinden fazlasını kadınlar ile çocukların oluşturduğunu gösteriyor.
BMMYK, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi’ndeki bu tehlikeli deniz yolculuklarına çıkan yaklaşık her beş kişiden birinin ölü veya kayıp olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. Bu veriler söz konusu güzergâhları dünyanın en tehlikeli göç rotaları arasına yerleştiriyor.
Uluslararası kuruluşların uyarıları
BMMYK, finansman yetersizliğinin Rohingyaların karşı karşıya bulunduğu ağır insani koşulları daha da kötüleştirdiğini ve binlerce kişiyi güvenlik ile koruma arayışıyla tehlikeli deniz yolculuklarına yönelttiğini vurguluyor.
Kuruluşa göre Bangladeş, Hindistan, Endonezya ve Malezya’daki Rohingya mülteciler ile Myanmar’da ülke içinde yerinden edilen kişiler için 2025 yılında 383 milyon dolara ihtiyaç duyuldu. Ancak geçen yılın mayıs ayı itibarıyla bu tutarın yalnızca yüzde 30’u karşılanabildi.
Rohingya kuruluşlarından tepki
Yirmi altı Rohingya kuruluşu, tekne facialarını kınayarak yaşananların Rohingyaların yıllardır maruz kaldığı trajedinin devamı olduğunu belirtti.
Kuruluşlar, kurbanların Arakan eyaletindeki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edildiğini ve Budist ayrılıkçı Arakan milislerinin şiddetinden kaçtığını ifade etti. Açıklamada bu olayların, Myanmar ordusunun 2017 yılında Rohingyalara karşı gerçekleştirdiği soykırımın devamı niteliğinde olduğu vurgulandı.
Bu ölümcül yolculuklar, Rohingyaların şiddet ve zulüm karşısındaki hayatta kalma mücadelesinin sembolü olmayı sürdürüyor.
Rohingyalara yönelik sistematik baskılar, 1982 Vatandaşlık Yasası’yla vatandaşlık haklarının ellerinden alınması ve eğitim, çalışma ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin kısıtlanmasıyla başladı. Bunu 2012 ve 2017 yıllarında gerçekleştirilen şiddet kampanyaları izledi.
Yaşananlar, dünyanın en ağır insani krizlerinden birini gözler önüne sererken uluslararası topluma Rohingyaların ne kadar savunmasız olduğunu ve etkin korumadan yoksun bırakıldığını bir kez daha hatırlatıyor.
Güvenli bir yaşam arayışıyla canlarını riske atan mülteciler, denizde ölüm ile karada kendilerini bekleyen belirsiz bir gelecek arasında sıkışıp kalıyor.
Arakan eyaletinde devam eden zulüm nedeniyle son yıllarda bir milyondan fazla Rohingya yaşadığı bölgeden kaçmak zorunda kaldı. Myanmar ordusunun 2017’de başlattığı soykırım kampanyasının ardından Budist Arakan milisleri de Kasım 2023’te eyaletin kontrolünü ele geçirmek amacıyla askerî bir harekât başlattı.
Rohingyalar bu süreçte şiddete, zorla yerinden edilmeye ve zorunlu askere alınmaya maruz kaldı. Büyük çoğunluğu bugün Bangladeş’teki aşırı kalabalık kamplarda yaşarken bazıları daha iyi yaşam koşulları bulabilmek için başka ülkelere ulaşmaya çalışıyor.


