Bu makale, 2017 yılında yaşanan Rohingya soykırımının ilk dalgasını yeniden ele alıyor; 2023’ün sonlarında başladığı belirtilen ve günümüze kadar devam eden ikinci dalganın gelişimini inceliyor. Yazıda Myanmar Devlet İdare Konseyi (SAC) lideri Min Aung Hlaing ile Arakan Ordusu lideri Twan Mrat Naing’in Rohingya krizindeki rolleri değerlendirilirken Arakan’daki mevcut durum da genel hatlarıyla ortaya konuluyor.
Rohingya soykırımının ilk dalgası nasıl başladı?
Rohingya soykırımının ilk dalgası, Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA) adlı silahlı Müslüman grubun 25 Ağustos 2017’de Arakan eyaletindeki yaklaşık 30 polis karakoluna saldırmasının ardından başladı.
Uluslararası Af Örgütünün aktardığına göre saldırılarda 12 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Min Aung Hlaing yönetimindeki Myanmar ordusu —Tatmadaw— bu saldırıya, bugün birçok çevre tarafından “soykırım” olarak nitelendirilen geniş çaplı bir operasyonla karşılık verdi.
Birleşmiş Milletler, Myanmar ordusunun operasyonlarını “etnik temizliğin ders kitabı niteliğindeki bir örneği” olarak tanımladı.
Operasyonlar nedeniyle 700 binden fazla Rohingya Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı ve burada dünyanın en büyük mülteci yerleşimlerinden biri oluştu.
Sınır Tanımayan Doktorların (MSF) araştırmalarına göre en az 6 bin 700 Rohingya öldürüldü. Ancak Myanmar yönetiminin uluslararası soruşturmaları engellemesi nedeniyle yüzlerce ölümün kayıtlara geçirilemediği belirtiliyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), aralarında tecavüzden kurtulan 29 kişinin de bulunduğu 52 Rohingya kadın ve kız çocuğuyla yapılan görüşmelere dayanarak “Bedenimin Her Yeri Acıyordu” başlıklı bir rapor yayımladı.
Birleşmiş Milletler Uydu Merkezi UNOSAT’ın verilerine göre 25 Ağustos 2017’den itibaren Rohingyalara ait yapıların bulunduğu toplam 20,7 kilometrekarelik alan ateşe verilerek tahrip edildi.
ARSA’nın saldırılarıyla hiçbir ilgisi bulunmayan sivillere yönelik bu ağır operasyonlar; yaklaşık bir milyon Rohingyanın başka ülkelere kaçmasına, yaygın tecavüz ve cinsel şiddet vakalarına ve evlerinin yakılmasına yol açtı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Myanmar ordusunun Rohingyalara karşı işlediği suçları resmî olarak “soykırım” şeklinde tanımladı.
ARSA kimdir?
Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA), silahlı bir Müslüman örgüttür. Rohingya sivil toplum kuruluşları, ARSA’yı suç faaliyetleri yürüten bir örgüt olarak kınamıştır.
Soykırımın ikinci dalgası nasıl başladı?
Arakan Ordusu ile Myanmar ordusu arasındaki çatışmaların Ekim 2023’ün sonlarından itibaren Arakan bölgesinin geneline yayılması üzerine yönetim internet erişimini kesti ve ulaşımı engelledi.
Arakan Ordusu daha sonra cuntaya karşı savaşmak amacıyla Rohingya köylerinde mevzilenmeye başladı. Böylece siviller, çatışan iki silahlı tarafın arasında kaldı.
Rohingya krizinin ikinci dalgasında Min Aung Hlaing’in rolü
Myanmar cuntasının 19 Mart 2024’te kırsal bölgelerden 200’den fazla Rohingyayı Buthidaung’a getirerek Arakan Ordusuna karşı düzenlenen gösterilere katılmaya zorladığı bildirildi.
Gösteriye getirilen Rohingyalara “AA’yı istemiyoruz” ve “Savaş istemiyoruz” şeklinde sloganlar attırıldığı belirtildi. Aynı dönemde cunta, Rohingya sivilleri zorla askere almaya başladı. Angumaw’da zorla alıkonulan yaklaşık 100 Rohingyanın öldürüldüğü ileri sürüldü.
Myanmar cuntası, Rohingyaları zorla askere aldığına ilişkin haberleri kamuoyu önünde reddetti. Ordunun günlük gazetesi Myanmar Alin —The Light of Myanmar— 28 Şubat 2024’te Arakan İdare Ofisinin şu açıklamasını yayımladı:
“Bengalli [Rohingya] gençlerin askere alındığı yönündeki haberler tamamen gerçek dışıdır. Hiçbirini ordumuza katılmaya zorlamadık.”
Myanmar cuntasının Şubat 2024’te Arakan Ordusuna karşı savaşmak için bazı silahlı Müslüman gruplarla iş birliği yaptığı da öne sürüldü.
Ancak cunta güçleri daha sonra Rohingya sivilleri korumak için bölgede kalmadı. Güçlerini 18 Mayıs 2024’te geri çekerek sivilleri Arakan Ordusunun kontrolündeki bölgede bıraktı.
Twan Mrat Naing, SAC liderinin yarım bıraktığı işi mi sürdürüyor?
Arakan Ordusu, 18 Mayıs 2024 günü saat 12.00’de Buthidaung’u tamamen ele geçirdiğini duyurdu. Ancak kasabanın kontrol altına alınmasından önceki gece ateşe verildiği bildirildi.
Myanmar cunta güçlerini mağlup eden Arakan Ordusu, zorla askere alınmış Rohingyaları gözaltına alarak cezaevine gönderdi. Eski bir tutuklu, kendisiyle birlikte 700’den fazla kişinin cezaevinde tutulduğunu söyledi.
Tutukluların elektrikle işkenceye, dayağa ve aç bırakılmaya maruz kaldığı ileri sürüldü.
Htan Shauk Kan köyünde yaşayan yaklaşık 600 Rohingyanın yüzde 90’ının, aralarında kadınlar ve çocuklar da bulunmak üzere öldürüldüğü iddia edildi.
Katliamdan kurtulan bir çocuk yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Köydeki herkes çeltik tarlasına çağrıldı, diz çökmeye zorlandı ve ardından üzerlerine ateş açıldı.”
Maungdaw’da da onlarca Rohingya köyünün yakıldığı, Arakan Ordusunun düzenlediği insansız hava aracı saldırılarında yüzlerce Rohingyanın öldüğü ve binlerce kişinin yaralandığı bildirildi.
Rohingya aktivisti Nay San Lwin, Amerika’nın Sesi’ne (VOA) yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Arakan Ordusu Maungdaw’da, aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu en az 400 Rohingyayı öldürdü.”
Arakan Ordusu mensuplarının 6 Ağustos 2024’te sınır hattında kaçmaya çalışan onlarca Rohingya sivile ateş açtığı bildirildi. Fortify Rights, olaya ilişkin video, fotoğraf ve tanık görüşmelerini inceleyerek saldırıyı doğruladığını açıkladı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ise Arakan Ordusunun Nisan-Mayıs 2024 döneminde Rohingyalara ait 40 köyü yaktığını bildirdi.
Rohingyalar günlük yaşamlarını nasıl sürdürüyor?
Arakan’ın geniş kesimlerinde internet ve elektrik bulunmuyor. Evleri yıkılan ve çalışma imkânlarından yoksun bırakılan birçok Rohingya ağır koşullar altında hayatını kaybediyor.
Arakan Ordusunun açlıkla mücadele eden köylülerden vergi topladığı, askerî hizmet ve zorunlu çalışma talep ettiği ileri sürülüyor. Ayrıca bazı köylerin “ARSA bölgesi” olarak tanımlanarak boşaltıldığı ve bölge sakinlerine evlerini terk etmeleri yönünde emirler verildiği belirtiliyor.
İddialara göre eğitimli 28 Rohingya kaçırıldı; boşaltılan Rohingya köylerine ise Arakanlı Budistler ve diğer azınlık grupları yerleştirildi.
Bu baskılar nedeniyle Rohingyalar yeniden Bangladeş’e kaçmaya başladı. Birleşmiş Milletler, son dönemde 113 binden fazla Rohingya mültecinin Bangladeş’e ulaştığını bildirdi.
Rohingyalar bir kez daha korumasız bırakıldı
Arakan Ordusu adalet ve etnik özgürlük için savaştığını ileri sürse de sahadaki uygulamalarının farklı bir tablo ortaya koyduğu belirtiliyor.
Arakan Ordusu; Rohingya sivilleri yerlerinden etmek, köylerine başka toplulukları yerleştirmek, yüzlerce kişiyi öldürmek, 18 yaşın altındaki çocuklar dâhil çok sayıda kişiyi hapsetmek, köyleri yakmak, insani yardımları engellemek ve açlıkla mücadele edenlerden vergi toplamakla suçlanıyor.
Yaşanan kriz yalnızca askerî bir çatışmadan ibaret değil; Rohingyalara yönelik soykırım kampanyasının devamı olarak değerlendiriliyor.
Rohingyalar bir kez daha kaçabilecekleri güvenli bir yer, kendilerini koruyacak bir güç ve adalete ulaşabilecekleri bir yol olmadan bırakılmış durumda.
Bu nedenle dünyanın sorması gereken soru şudur:
Twan Mrat Naing, Min Aung Hlaing’in yarım bıraktığı işi mi tamamlıyor?





